As...as (Eşitlik ve Karşılaştırma Kalıbı)

► 1. As...as (Eşitlik İfade Etme)

İki kişi, nesne veya durumun bir nitelik bakımından birbirine eşit olduğunu belirtmek için as … as kalıbı kullanılır. Sıfat veya zarf iki as arasına yalın halde (ek almadan) gelir.

💡 Formül:

as + Sıfat / Zarf (Base Form) + as (... kadar ...)

  • This dictionary is as small as a booklet. (Bu sözlük bir kitapçık kadar küçüktür.)
  • Old cars were as comfortable as modern cars. (Eski arabalar modern arabalar kadar konforluydu.)
  • My hair is as long as his. (Benim saçım onunki kadar uzun.)

► 2. Not as...as (Eşit Olmama / Kıyaslama)

Eşit olmayan iki durumu karşılaştırmak için not as … as (veya not so … as) kalıbı kullanılır:

  • It's not as cold as it was yesterday. (Hava dün kadar soğuk değil.)
  • You aren't studying as hard as you can. (Yapabileceğin kadar sıkı çalışmıyorsun.)
  • He can't dance as well as me. (Benim kadar iyi dans edemez.)

► 3. As … as + Possibility (Olabildiğince / Mümkün Olduğunca)

As...as kalıbından sonra ihtimal veya yetenek bildiren kelimeler (possible, you can vb.) kullanıldığında "mümkün olduğunca / olabildiğince" anlamı kazanır:

  • We should leave the house as soon as possible. (Evi mümkün olduğunca çabuk terk etmeliyiz.)
  • You have to walk as fast as you can to catch the bus. (Otobüsü yakalamak için olabildiğince hızlı yürümelisin.)

► 4. As much as & As many as (Miktar Karşılaştırması)

Miktar olarak kıyaslama yaparken isim türüne göre ayrım yapılır:

as much + Sayılamayan İsim + asas many + Sayılabilen Çoğul İsim + as
  • There aren't as many people as we expected at the meeting. (Toplantıda umduğumuz kadar çok insan yok.)
  • I can't earn as much money as you do even though I work much harder. (Daha fazla çalışsam da senin kadar çok para kazanamıyorum.)

► 5. Yaygın "As..." Bağlaç ve Kalıpları

"As" yapısı İngilizce'de farklı bağlaç kalıplarında da sıkça kullanılır:

Kalıp Anlamı Örnek Cümle
as well as ...-nın yanı sıra, hem de She is clever as well as beautiful. (Güzel olmasının yanı sıra akıllı da.)
as long as ...-dığı sürece, şartıyla I'll work as long as I live. (Yaşadığım sürece çalışacağım.)
He can come as long as he is sober. (Ağırbaşlı olduğu sürece gelebilir.)
as soon as ... yapar yapmaz, hemen As soon as she saw him, she fainted. (Onu görür görmez bayıldı.)
I'll come in as soon as five minutes. (Beş dakika gibi kısa bir sürede geleceğim.)
as far as ... kadarıyla, ...-e kadar As far as I know, she is a vet. (Bildiğim kadarıyla o bir veteriner.)
I went as far as Istanbul. (İstanbul kadar uzağa gittim.)