Comparatives (Karşılaştırma Sıfatları: slower, more expensive)
İngilizce'de iki nesne, kişi veya durumu birbiriyle kıyaslarken sıfatlara "daha ..." anlamı kazandırmak için Comparative yapıları kullanılır.
Özne + Fiil + [ Sıfat + -er / MORE + Sıfat ] + THAN + Nesne
Türkçeye "... -den daha + sıfat" şeklinde aktarılır.
- I am faster than you. (Senden daha hızlıyım.)
- She is more intelligent than she looks. (Göründüğünden daha zekidir.)
► 1. Tek Heceli Sıfatlar (-er Takısı)
Tek heceli kısa sıfatların sonuna -er takısı eklenir:
fast → fastershort → shortertall → tallercold → colderbig → biggerhot → hotter
- My car is faster than yours. (Benim arabam seninkinden daha hızlıdır.)
- Women are generally shorter than men. (Kadınlar genellikle erkeklerden daha kısa olurlar.)
► 2. Uzun Sıfatlar (More + Sıfat)
İkiden fazla heceli uzun sıfatların önüne more kelimesi getirilir (sıfata ek eklenmez):
beautiful → more beautifulexpensive → more expensiveattractive → more attractiveintelligent → more intelligent
- Her new dress is more beautiful than her old one. (Yeni elbisesi eskisinden daha güzel.)
- Nowadays cities are more attractive than villages. (Günümüzde şehirler köylerden daha çekicidir.)
► 3. İki Heceli Sıfatlarda Kurallar
a) Sonu "-y" ile Bitenler (-ier Olur):
Son harfi -y olan iki heceli sıfatlarda -y düşer ve yerine -ier gelir:
easy → easierheavy → heavierhappy → happierholy → holier
- English is easier than French. (İngilizce Fransızcadan daha kolaydır.)
- In India cows are holier than any other animals. (Hindistan'da inekler diğer hayvanlardan daha kutsaldır.)
b) Çoğu İki Heceli Sıfat (More Alır):
- Some films are more boring than others. (Bazı filmler diğerlerinden daha sıkıcıdır.)
- That small boy's life is more tragic than his father's. (O küçük çocuğun yaşantısı babasınınkinden daha acıklı.)
- I am more doubtful nowadays than I used to be. (Bugünlerde eskisinden daha şüpheciyim.)
c) Hem "-er" Hem "More" Alabilen İki Heceli Sıfatlar:
-ow, -er, -le ile biten sıfatlar ile clever, polite, quiet, common, simple, handsome, stupid gibi sıfatlar her iki şekilde de kullanılabilir:
- A monkey is cleverer / more clever than a donkey. (Maymun eşekten daha akıllıdır.)
- Television is commoner / more common than radio today. (Bugün televizyon radyodan daha yaygındır.)
► 4. Düzensiz Değişen Sıfatlar (Irregular Comparatives)
Bu sıfatlar kuralsız olarak tamamen değişir ve ezberlenmelidir:
| Sıfat (Base) | Comparative (Daha ...) | Superlative (En ...) |
|---|---|---|
| good (iyi) | better (daha iyi) | the best (en iyi) |
| bad (kötü) | worse (daha kötü) | the worst (en kötü) |
| much / many (fazla/çok) | more (daha fazla) | the most (en fazla) |
| little (az) | less (daha az) | the least (en az) |
| far (uzak) | farther / further (daha uzak) | the farthest / furthest (en uzak) |
► 5. Özel Karşılaştırma Kalıpları
a) Gittikçe / Giderek Artan Durumlar (-er and -er / more and more):
- The weather is getting colder and colder. (Hava gittikçe soğuyor.)
- Life is getting more and more difficult. (Hayat giderek zorlaşıyor.)
- She is becoming more and more aggressive. (Gitgide saldırganlaşıyor.)
- The smell became nicer and nicer. (Koku gittikçe güzelleşti.)
b) "The more ... the more ..." (Ne kadar ... o kadar ...):
İki durumun birbiriyle orantılı olarak değiştiğini anlatır:
- The more you work, the more you earn. (Ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok kazanırsın.)
- The faster he ran, the more tired he became. (Ne kadar hızlı koştuysa, o kadar çok yoruldu.)
- The larger the house is, the better. (Ev ne kadar büyük olursa o kadar iyi.)
- The sooner, the better. (Ne kadar çabuk olursa o kadar iyi.)
- The faster you write, the more illegible your writing will be. (Ne kadar hızlı yazarsan, yazın o kadar okunaksız olur.)
► 6. Karşılaştırmayı Güçlendiren Niteleyiciler
Comparative sıfatlardan önce gelerek farkın derecesini belirten sözcükler:
much / far / a lot (çok daha...)a little / a bit (biraz daha...)even (daha da...)
- This book is more expensive than that one. (Bu kitap şu kitaptan daha pahalıdır.)
- She runs much faster than me. (Benden çok daha hızlı koşar.)
- He is far better than me. (O benden çok daha iyidir.)
- He was even more surprised when he saw me. (Beni görünce daha da şaşırdı.)
- He drives a lot more carefully than he used to. (Eskisinden çok daha dikkatli araba kullanıyor.)
- More people than ever leave their villages for a major city. (Görülmedik sayıda insan büyük şehirde yaşamak için köyünü terk ediyor. — More + İsim kullanımı)