Comparatives (Karşılaştırma Sıfatları: slower, more expensive)

İngilizce'de iki nesne, kişi veya durumu birbiriyle kıyaslarken sıfatlara "daha ..." anlamı kazandırmak için Comparative yapıları kullanılır.

💡 Temel Cümle Yapısı:

Özne + Fiil + [ Sıfat + -er / MORE + Sıfat ] + THAN + Nesne

Türkçeye "... -den daha + sıfat" şeklinde aktarılır.

  • I am faster than you. (Senden daha hızlıyım.)
  • She is more intelligent than she looks. (Göründüğünden daha zekidir.)

► 1. Tek Heceli Sıfatlar (-er Takısı)

Tek heceli kısa sıfatların sonuna -er takısı eklenir:

fast → fastershort → shortertall → tallercold → colderbig → biggerhot → hotter
  • My car is faster than yours. (Benim arabam seninkinden daha hızlıdır.)
  • Women are generally shorter than men. (Kadınlar genellikle erkeklerden daha kısa olurlar.)

► 2. Uzun Sıfatlar (More + Sıfat)

İkiden fazla heceli uzun sıfatların önüne more kelimesi getirilir (sıfata ek eklenmez):

beautiful → more beautifulexpensive → more expensiveattractive → more attractiveintelligent → more intelligent
  • Her new dress is more beautiful than her old one. (Yeni elbisesi eskisinden daha güzel.)
  • Nowadays cities are more attractive than villages. (Günümüzde şehirler köylerden daha çekicidir.)

► 3. İki Heceli Sıfatlarda Kurallar

a) Sonu "-y" ile Bitenler (-ier Olur):

Son harfi -y olan iki heceli sıfatlarda -y düşer ve yerine -ier gelir:

easy → easierheavy → heavierhappy → happierholy → holier
  • English is easier than French. (İngilizce Fransızcadan daha kolaydır.)
  • In India cows are holier than any other animals. (Hindistan'da inekler diğer hayvanlardan daha kutsaldır.)

b) Çoğu İki Heceli Sıfat (More Alır):

  • Some films are more boring than others. (Bazı filmler diğerlerinden daha sıkıcıdır.)
  • That small boy's life is more tragic than his father's. (O küçük çocuğun yaşantısı babasınınkinden daha acıklı.)
  • I am more doubtful nowadays than I used to be. (Bugünlerde eskisinden daha şüpheciyim.)

c) Hem "-er" Hem "More" Alabilen İki Heceli Sıfatlar:

-ow, -er, -le ile biten sıfatlar ile clever, polite, quiet, common, simple, handsome, stupid gibi sıfatlar her iki şekilde de kullanılabilir:

  • A monkey is cleverer / more clever than a donkey. (Maymun eşekten daha akıllıdır.)
  • Television is commoner / more common than radio today. (Bugün televizyon radyodan daha yaygındır.)

► 4. Düzensiz Değişen Sıfatlar (Irregular Comparatives)

Bu sıfatlar kuralsız olarak tamamen değişir ve ezberlenmelidir:

Sıfat (Base) Comparative (Daha ...) Superlative (En ...)
good (iyi)better (daha iyi)the best (en iyi)
bad (kötü)worse (daha kötü)the worst (en kötü)
much / many (fazla/çok)more (daha fazla)the most (en fazla)
little (az)less (daha az)the least (en az)
far (uzak)farther / further (daha uzak)the farthest / furthest (en uzak)

► 5. Özel Karşılaştırma Kalıpları

a) Gittikçe / Giderek Artan Durumlar (-er and -er / more and more):

  • The weather is getting colder and colder. (Hava gittikçe soğuyor.)
  • Life is getting more and more difficult. (Hayat giderek zorlaşıyor.)
  • She is becoming more and more aggressive. (Gitgide saldırganlaşıyor.)
  • The smell became nicer and nicer. (Koku gittikçe güzelleşti.)

b) "The more ... the more ..." (Ne kadar ... o kadar ...):

İki durumun birbiriyle orantılı olarak değiştiğini anlatır:

  • The more you work, the more you earn. (Ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok kazanırsın.)
  • The faster he ran, the more tired he became. (Ne kadar hızlı koştuysa, o kadar çok yoruldu.)
  • The larger the house is, the better. (Ev ne kadar büyük olursa o kadar iyi.)
  • The sooner, the better. (Ne kadar çabuk olursa o kadar iyi.)
  • The faster you write, the more illegible your writing will be. (Ne kadar hızlı yazarsan, yazın o kadar okunaksız olur.)

► 6. Karşılaştırmayı Güçlendiren Niteleyiciler

Comparative sıfatlardan önce gelerek farkın derecesini belirten sözcükler:

much / far / a lot (çok daha...)a little / a bit (biraz daha...)even (daha da...)
  • This book is more expensive than that one. (Bu kitap şu kitaptan daha pahalıdır.)
  • She runs much faster than me. (Benden çok daha hızlı koşar.)
  • He is far better than me. (O benden çok daha iyidir.)
  • He was even more surprised when he saw me. (Beni görünce daha da şaşırdı.)
  • He drives a lot more carefully than he used to. (Eskisinden çok daha dikkatli araba kullanıyor.)
  • More people than ever leave their villages for a major city. (Görülmedik sayıda insan büyük şehirde yaşamak için köyünü terk ediyor. — More + İsim kullanımı)